UZUN MARATON #1 "VEDA MEKTUPLARI BÖLÜM 1 || SEVGİLİYE İLK MESAJ"

SATIR ARASI SERÜVEN ÖNCESİ;

Satır Arası Serüvenlerden herkese iyi günler sevgili okurlar. Bloğumuzda yeni bir bölüm olan Uzun Maraton adı altında roman ve uzun hikayelerin yayınlandığı yeni bir serüvene merhaba deme vakti. Bu başlık altında ilk ve bu haftaki yayınımızda "Veda Mektupları" adlı aşk dolu serüvenin ilk bölümüyle karşınızdayım. İntihar etmeyi kafasına koymuş, içine kapanık bir yazarın, hissettiklerini kaldıramaması ve hayattan aldığı zevkin düşmesi sonucu sevdiği kadına göndermek için aldığı ses kayıtlarına başlamasını konu alan hikayemizde, Engin Bulut adında bir yazarın hikayesi anlatılmaktadır. Okuma sonrası geri dönüşlerinizi bekliyor, henüz okumadıysanız yayınlanmış olan diğer serilere de bakmanızı öneririm. İyi okumalar.

Bilgilendirici yazı; Bu sayfa genel olarak sinema, edebiyat, sanat ve daha aklıma gelmeyen birçok paylaşıma ev sahipliği yapan, satır arasında hayatın aktığı bir paylaşım noktası olacaktır. Kıymetli okurlarımdan geri dönüş almayı ve düşüncelerini benimle paylaşmasını rica ediyorum. İyi okumalar.

vedamektuplari

SEVGİLİYE İLK MESAJ

‘Aşkın sadece adı güzel sevgilim, gerisi boş, gerisi karanlık, hepsinden öte gerisinde bir şey bırakmıyor bu aşk…’ okuduğum kitapta böyle bir cümleyle karşılaştım. Bu aşktan yakınan ilk cümle değildi hayatıma giren, gözlerimle gördüğüm, acısını hissettiğim ilk cümle değildi. Fakat, aşkın en doğru tanımı belki de buydu. Belki de gerçekten bir şeyler bırakmıyordu ardında bu aşk. Hatta birçok şeyimi aşk uğruna kaybetmiştim belki de…

Günlerden Çarşamba ve yine kütük kadar kalın bir kitabın, ufacık bir cümlesi düşünmeye itmişti beni. Yine arzulamadığım acılar zihnimi bürümüş, yine seni düşünmeye başlamıştım. Hatta zihnimde bıraktığın taze yaraları unuttuğumu sanırken, aslında onları sadece bir örtünün altına sakladığımı fark ettim. Kısacası kendimi kandırdığımı anladım. Bu bir yazar için kolay olsa gerek. Çünkü yazarlar birer kelime cambazına benzeyebiliyorlar. Kelimeleri iyi kullananlar olduğu gibi, onları menfaati için kullananlar da var. Bunu sanırım herkes biliyor. Hatta özellikle şairler, onlar bu işin ustası gibi. Ne zaman ne tür bir cümle kuracaklarını çok iyi biliyor bu şairler.

Ah… Keşke bir şair olabilseydim. Onlar her ne kadar yazdıkları anıları, bir ömür boyu sırtlarında taşısalar da bir başkası için o yükten vazgeçebiliyor kimisi. Mesela farklı kadınlara şiirler yazabiliyorlar. Ben bunu dahi beceremiyorum. İşte bu yüzden keşke becerebilseydim, keşke bir şair olabilseydim. Ama şair olmak zor, bir roman yazmaya benzemiyor. Hem roman yazmak daha kolay, en azından bir kurgusu var. Şiirin öyle mi, tabi ki değil. Şiir çok başka bir meziyet. Mesela büyük şairlerden birinin şiirini okuduğumda, sanki yaşadığım acıyı ölmeden önce biliyormuş gibi hissediyorum. Bence sen de öyle hissediyorsundur. Öyle hissediyor musun sevgilim? Sanırım bunu şu an da cevaplayamayacaksın. Gerçi istesen de cevaplayamazsın ya. Her neyse ne anlatıyordum.

Hah! Şiir yazmanın ne kadar büyük bir meziyet olduğundan bahsediyordum. Bu gerçekten de harikulade bir yetenek. Ama bu yetenek kimisinde de olmuyor. Mesela ben de yok. Olmasını isterdim sevgilim. Ancak doğuştan gelen bir yetenek olabilir. Bende ki tek doğuştan gelen yetenek yazmak, ama sadece roman ve sadece seni yazabiliyorum. Belki bu da bir yetenek olabilir. Ne dersin? Gerçekten bu bir yetenek olarak kabul edilebilir mi? Bence kesinlikle edilebilir. Aslında bunun iki sebebi var. Yani yaptığım işi bir yetenek olarak görmem tamamen iki sebebe dayanıyor. Birincisi Dünya üzerinde seni en iyi anlatan kelimeleri çok iyi tanıyorum. Hatta anne karnından onlarla çıkmış gibiyim. İkinci sebep yazdığım romanlarda seni çok iyi anlatıyorum. Bence çevrendeki veya kalbindeki herhangi birisi seni bu kadar güzel anlatamaz. En azından ben böyle düşünüyorum. Sen nasıl düşünürsün onu bilemem, ama inan bilmek için can atıyorum…”

İlk ses kaydımı en sonunda noktalamış ve özenle yerine yerleştirmiştim. Yüreğim ses kaydının bitişiyle biraz daha sakinleşmiş, sevdiği kadının adını duyduğu ilk zamanki heyecanı bir kenara bırakmıştı. Kısacası bu ses kaydı kendimi ifade etmem de bana çok yardımcı olmuştu. Sağ olsun psikoloğumun tavsiyesi ile bu ıstırap dolu geceler, bir dem olsun huzur vermeye başlamıştı. Sanırım bu ağır kasvet çöllerinden, bu aşka yenilmeden çıkacak ve cesaretimi toplayıp onunla konuşabilecektim.

Geçmişte yaşadığım bazı travmalar, şu an ki hayatımda büyük bir engel olarak karşıma çıksa da ben bu engelleri aşacaktım. Bunu başarabileceğimi hissediyordum. Ona olan sevgim, onu gördüğüm ilk gün, onsuzlukta geçirdiğim saatler, bunların hepsi bu travmanın karşısındaydı. Her biri düşmandı bu travmaya. İşte bu yüzden eminim ki bir gün sevdiğim kadın ile konuşabilecektim. Bunu hissedebiliyordum. Yüreğimde bir şeylerin farklı olduğunu hissedebiliyordum. İnancımın ne kadar kuvvetli olduğunu bu şekilde anlayabilmiştim. Bir gün onun karşısına dikilip, onunla konuşacaktım. Şimdilik birazcık zamana ihtiyacım vardı. Hepsi buydu, sadece birazcık zaman gerekiyordu.


DEVAM EDECEK...













Yorumlar

Sıradaki Yayın